Pencereleri sıkıca kapattım. Artık dışarıdan ne bir ses ne bir esinti dolacak kalbimin dökülen parçalarına.
Pencereleri kapattım. Çığlığım dolacak bedenime, sonra boğacak beni sonsuza dek uyuyacak göz kapaklarım. Ne bir iz kalacak ne bir güneş kırıntısı benden geriye. Susacak bütün insanlar sonra aynı rutin hayatlarına dönecekler, hiç yaşamamışım gibi kirli elleri gezinecek başka vücutlarda. Kusacaklar içindeki irinlerini birbirlerinin suratına, ben pencereyi çoktan kapatmış olacağım, en iyisini yapmış olacağım.
Çırılçıplak bir vadide tüm sahteliklerden ve tüm yalanlardan arınarak kendim olacağım. Kendim olup, yeniden sadece ve sadece kendi içimde büyüyeceğim. Parmaklar arasına girmiş irinlerle baş başa bırakmak herkesi en soylusu olacak.
Boşlukta ve kimsesiz yaşamak, kapattım pencereleri, kapanacak yüzüme hayat. Çünkü yürüdüm sokaklarını şehrin, yürüdükçe büyük bir boşluğa açıldı hepsi. İnsanların yüzleri gözsüz, çenesiz, ağızsız düz bir duvar gibi, etten bir duvar kaplamıştı sokakları. Onların arasından geçerken ne zaman açmam gerektiğini bilmediğim kapılar çıktı hep karşıma, yürüdüm geçtim hepsini ve sonunda pencerelerimi de sıkıca kapattım.
Şeytan doldurdu gereksiz yere tüm boşluklarımı, bilirim hepsini. Şimdi içimde büyüyen sonsuz bir terk ediş hayatı. Uzak tarifsiz bir tanımlama hayatımda. Avuçlarımın içinde küçücük bir kalp olmasa, ah olmasa… Doluyorum ve yeniden doluyorum… bakışlarım bulanık şimdi göremiyorum yüzüm etten bir duvar oluyor hayatın sarhoş savruluşunda. Ne kendimi biliyorum ne de bundan sonraki akışkan vıcıklaşmış hayatı. Pencereleri sıkıca kapamalı, kapamalı ki ne dışarıdan bir ses işitilsin ne de bir esinti dolsun kalbimin parçalarına.
Usulca kıvrılıp sonsuz bir maviye dalıp gitmek gözsüz bir yüzle sonra uzanmak ve kapatmak sonuna kadar açık pencereleri…
Pencereleri kapat.
Pencereleri kapat.
Pencereleri kapattım…
Nevzat Süs














