Hemen geliyorum

İnsanın başına türlü türlü felaketler gelir. Otomobil kaldırıma çıkar çarpılırsın, yolda yürürken kafana kiremit düşer bayılırsın, gripten hastaneye gider ameliyat edilirsin… Yani yaz türlüsüne dönersin. Gerçi ben türlüye dönmedim ama kısmen boynuzlu bir lavuğa döndüm diyebilirim. İnsan, alnında yamru yumru uzayan kemikleri fark edemiyor ilkin. Fark ettiğinde ise, “mal seni giymiş” oluyor çoktan, nasıl mı? [...]

Bir köşe yazarının hazin hikâyesi

Gazeteye uğramalı, belki ödememi yaparlar. Ama ne gazete ya! Medya Plaza, Sezenler sokak da üç artı bir Apartman dairesi. Fakat gazete mevzusunda ne işler çevriliyor bilmiyor musun? Çalışanların hepsi Babıâli’den gelme mübarek. Duayen. Anasının dini. Neyse ney, sen paranı al da, kiranı öde de, ne bok yerlerse yesinler. Ulan beni de böyle düşünmeye itiyorlar ya. [...]

Tarumar

Oyun oynamayı sever, kendine küçük oyunlar icat ederdi. O sabah yine aynısını yaptı. Çocukların kendi kendilerine oynadıkları garsonculuk oyununa başladı. Müşteri olup yine kendisine omlet siparişi verdi. Garson da “içecek ne alırsınız” diye sordu “büyük kupada elma suyu” diye yanıtladı kendi kendine. Garson özenle masayı hazırladı, ardından oturdu ve büyük bir iştahla kahvaltısını yaptı. Hem [...]

Ragıp Bey

Sonunda işi kurdum, kafeteryayı açtım işte. Buzdolaplarını da kolacılar verdi oh kekâ. Önümüzdeki on beş bilemedin yirmi yıl gençlerin davranışlarını ve aşklarını kafeteryalar belirleyecek. Gelsin hamburger gitsin kola, aşk- meşk, aşna- fişne. Yanıma da iki çırak aldım mı, gençlere ailelerinden kaçarak, sevgilileriyle buluşacakları nezih işletmeyi emirlerine amade edebilirim. Kafeterya deyip geçmeyin, çok para kazanıyorsunuz. [...]