<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
		>
<channel>
	<title>Nevzat Süs için yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://nevzatsus.wordpress.com/comments/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://nevzatsus.wordpress.com</link>
	<description>Kuşatılmış topluma...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 14 Nov 2009 13:02:28 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
		<item>
		<title>11. Uluslararası İstanbul Bienali’ne Dair Notlar 1-2 yazısına Sergei Vasilyevich Zubatov tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nevzatsus.wordpress.com/2009/10/02/11-uluslararasi-istanbul-bienali%e2%80%99ne-dair-notlar-1-2/#comment-37</link>
		<dc:creator>Sergei Vasilyevich Zubatov</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 13:02:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nevzatsus.wordpress.com/?p=527#comment-37</guid>
		<description>11. Uluslararası İstanbul Bienali’nin “başlığı”, Bertolt Brecht’in Elisabeth Hauptmann ve Kurt Weill ile birlikte tam 80 yıl önce yazdığı Üç Kuruşluk Opera adlı oyunun ikinci perdesinin kapanış parçasından (şarkı) alınmış: “Denn wovon lebt der Mensch?” / “What keeps mankind alive ?” Türkçe’ye “İnsan Neyle Yaşar?” olarak çevrilen bu tümce sanırım şu anlama geliyor: “Ne’dir insanı(lığı) (‘hayatta tutan’ anlamında) yaşatan?” ya da şu:“İnsanı(lığı) yaşar kılan ne’dir?”

2008 Kasım’ında kavramsal çerçeveyi tanıtmak/açıklamak üzere, Ses Tiyatrosu’nda yapılan basın toplantısında (gösteri?) küratörler [“WHW - What, How &amp; For Whom” (Ne, nasıl ve kimin için)], bir izleyicinin sorduğu “Ortodoks solculuk ile modern sanat arasındaki çelişki” ifadesine ilişkin bir soruyu şöyle yanıtlamıştı: “Bütün istediğimiz izleyicilerimizin bir bölümünün içinde bulunduğumuz duruma uyanması. Bu arada eğer Marksizm hakkında bir şeyler öğrenirlerse iyi olur”.

Bu bağlamda, “Marksist” içerikli 11.Bienal’in ana sponsorunun Koç Holding olmasının yaratığı çelişki, ağır eleştirilere (hatta alaya) neden oldu! Oysa gözden kaçan ayrıntılar, çelişki bir yana, koçbaşıyla saçmanın sınırlarını zorluyordu. Bu basit gerçeği görmek için İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Bienal’e ilişkin resmi web sitesindeki SPONSORLAR bölümüne göz atmak yeterli: http://www.iksv.org/bienal/

Örneğin, Resmi Destekçiler şunlar: T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu kapsamında Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi.

Ama en ilginci sanırım, her 1 Mayıs’ı bir kez daha Taksim Muharebe Meydanına dönüştüren; literatüre “orantılı güç”, Taksim’de yapılmak istenen 1 Mayıs kutlamaları kastedilerek “makul sayı” (-da kişi) gibi inciler armağan eden İstanbul Valiliği.

Büyük Katkıda Bulunan Kurumlardan biri, ABD İstanbul Konsolosluğu… Bienal Destekçilerinden biri ise İstanbul Sanayi Odası…

Birçok yerli yabancı fon (C Founds, The Christensen Fund), sigortacılık şirketi (Tefken Sigorta ve Aracılık Hizmetleri, Fiba Sigorta) ve bankanın (Yapı Kredi Bankası) yanında öyle bir şirket var ki insanın nutku tutuluyor: Küresel kriz nedeniyle büyük zarar ederek, binlerce kişiyi işten çıkaran ve dünyanın en büyük bankalarından biri olan İsviçreli Credit Suisse…

Hal böyleyken, Bienal’e eşlik eden ‘Metinler’ derlemesindeki yazılarında amaçlarını, “Eşitlik ve özgürlük üzerine kurulu bir düzenin gerçekleşebilir ve hayati olduğunu, bu düzenin ise yalnızca komünizm olabileceğini ‘göstermek’” olarak açıklıyor kızılşın küratör ablalar.
Görülenin ne olduğu ise açık: Küresel bir krizle sarsılan kapitalizm sponsorluğunda komünizm propagandası! Ne bu şimdi? Bir yabancılaştırma efekti (Verfremdungseffekt) mi, yoksa bir Marksizm parodisi mi?</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>11. Uluslararası İstanbul Bienali’nin “başlığı”, Bertolt Brecht’in Elisabeth Hauptmann ve Kurt Weill ile birlikte tam 80 yıl önce yazdığı Üç Kuruşluk Opera adlı oyunun ikinci perdesinin kapanış parçasından (şarkı) alınmış: “Denn wovon lebt der Mensch?” / “What keeps mankind alive ?” Türkçe’ye “İnsan Neyle Yaşar?” olarak çevrilen bu tümce sanırım şu anlama geliyor: “Ne’dir insanı(lığı) (‘hayatta tutan’ anlamında) yaşatan?” ya da şu:“İnsanı(lığı) yaşar kılan ne’dir?”</p>
<p>2008 Kasım’ında kavramsal çerçeveyi tanıtmak/açıklamak üzere, Ses Tiyatrosu’nda yapılan basın toplantısında (gösteri?) küratörler [“WHW - What, How &amp; For Whom” (Ne, nasıl ve kimin için)], bir izleyicinin sorduğu “Ortodoks solculuk ile modern sanat arasındaki çelişki” ifadesine ilişkin bir soruyu şöyle yanıtlamıştı: “Bütün istediğimiz izleyicilerimizin bir bölümünün içinde bulunduğumuz duruma uyanması. Bu arada eğer Marksizm hakkında bir şeyler öğrenirlerse iyi olur”.</p>
<p>Bu bağlamda, “Marksist” içerikli 11.Bienal’in ana sponsorunun Koç Holding olmasının yaratığı çelişki, ağır eleştirilere (hatta alaya) neden oldu! Oysa gözden kaçan ayrıntılar, çelişki bir yana, koçbaşıyla saçmanın sınırlarını zorluyordu. Bu basit gerçeği görmek için İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Bienal’e ilişkin resmi web sitesindeki SPONSORLAR bölümüne göz atmak yeterli: <a href="http://www.iksv.org/bienal/" rel="nofollow">http://www.iksv.org/bienal/</a></p>
<p>Örneğin, Resmi Destekçiler şunlar: T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu Kurulu kapsamında Dışişleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Beyoğlu Belediyesi.</p>
<p>Ama en ilginci sanırım, her 1 Mayıs’ı bir kez daha Taksim Muharebe Meydanına dönüştüren; literatüre “orantılı güç”, Taksim’de yapılmak istenen 1 Mayıs kutlamaları kastedilerek “makul sayı” (-da kişi) gibi inciler armağan eden İstanbul Valiliği.</p>
<p>Büyük Katkıda Bulunan Kurumlardan biri, ABD İstanbul Konsolosluğu… Bienal Destekçilerinden biri ise İstanbul Sanayi Odası…</p>
<p>Birçok yerli yabancı fon (C Founds, The Christensen Fund), sigortacılık şirketi (Tefken Sigorta ve Aracılık Hizmetleri, Fiba Sigorta) ve bankanın (Yapı Kredi Bankası) yanında öyle bir şirket var ki insanın nutku tutuluyor: Küresel kriz nedeniyle büyük zarar ederek, binlerce kişiyi işten çıkaran ve dünyanın en büyük bankalarından biri olan İsviçreli Credit Suisse…</p>
<p>Hal böyleyken, Bienal’e eşlik eden ‘Metinler’ derlemesindeki yazılarında amaçlarını, “Eşitlik ve özgürlük üzerine kurulu bir düzenin gerçekleşebilir ve hayati olduğunu, bu düzenin ise yalnızca komünizm olabileceğini ‘göstermek’” olarak açıklıyor kızılşın küratör ablalar.<br />
Görülenin ne olduğu ise açık: Küresel bir krizle sarsılan kapitalizm sponsorluğunda komünizm propagandası! Ne bu şimdi? Bir yabancılaştırma efekti (Verfremdungseffekt) mi, yoksa bir Marksizm parodisi mi?</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>11. Uluslararası İstanbul Bienali’ne Dair Notlar 1-2 yazısına ümit güvercin tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nevzatsus.wordpress.com/2009/10/02/11-uluslararasi-istanbul-bienali%e2%80%99ne-dair-notlar-1-2/#comment-34</link>
		<dc:creator>ümit güvercin</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 23:12:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nevzatsus.wordpress.com/?p=527#comment-34</guid>
		<description>2010 Istanbul Bienali&#039;nin hazirlik surecinde bir sanat projesinde calismak yapmak icin yaptigimiz basvuru sonucunda  IKSV projede calismak icin secildigimizi bir mail ile iletti. Mailde belirtilen is kosullari su: Hergun 4lik calisma karsiligi 17,5 tl. Yani gunluk ucret 35 tl imis, 4 saat de yarim gun sayildigi icin 17,5 tl.. Saka gibi gelen bu maili aldiktan sonra icimizden biri asagidaki sahane maili IKSV&#039;ye cevap olarak gonderdi... Cok cok iyi bir email! Sizlerle paylasmak istedim...
 
***
 Merhaba, 
Ben çalışmaktan vazgeçtim. 
Sanırım en azından bir ya da birkaç
kişiden bu yanıtı bekliyordunuz, çünkü 10 kişi ile çalışmak istediğinize karar vermiş olduğunuz ve bu mesajı 10 kişiye ilettiğiniz halde neden hala görüşmelerin sürdüğünü başka türlü açıklayamıyorum.
 
Gelelim vazgeçmemin asıl nedenine:
 
Evet ücretin çok olmayacağını bana söylemişti sanatçılar. Ancak bu kadarını beklemiyordum.
 
Şöyle anlatayım:
Fındık toplamanın günlük işçi yövmiyesi 30 TL&#039;dir.
Zeytin toplayan köylülerin günlük ücreti20 TL, kadın ve çocuklarda 12 TL&#039;dir.
Ne kadar üzülüyoruz değil mi bu ücretlere?
Ama sanırım siz değilsiniz üzülen? Ve bu kölelik düzenini değiştirmek isteyen...
Bir de şöyle sorayım: Eve gelip 20 dakikada elektrik sorununuzu gideren elektrikçiye ne kadar para veriyorsunuz acaba?
Belki size en yakın gelecek eşleştirme
şudur: Leonard Cohen konserini orta karar bir yerden seyretmek için sizinle tam
10 gün çalışmam gerekiyor. Düşünün, konsere ancak girebiliyorum bu parayla...
 
Asgari ücretten de düşük bir ücrete insanları -üstelik sanat üretiminin bir parçası
olmaları için- köle gibi çalıştırmak istediğinizin farkında mısınız?
Değeri bu mudur sanatın?
İlgili sanatçıların eserlerinde işçi
sömürüsü yapıldığından haberi var mı gerçekten? 
4,5 saat sanat icra edecek
olan kişilere biçtiğiniz tutara bakın: 17,50 TL !!!
Bu mudur sizin Brecht&#039;ten anladığınız?
Brecht, tek bir tane oyun kitabını alabilmem için sizin yanınızda 3 gün çalışmam
gerektiğini bilseydi ne derdi acaba? Üşenmeyip, Mitos-Boyutu arayıp kitabın
fiyatını sormaya ne dersiniz? 
 
Ayrıca çalışma saatinin azalmasıyla ücretin düşmesi de nedir?
Günlük iş, bir kişinin gününü başka bir işte çalışamayacak şekilde işgal etmek demektir.
Yani benim 14:30-19:00 arası sizinle çalıştıktan sonra çıkıp başka bir işte çalışma ihtimalim nedir sizce? 
Yani bir saat bile çalıştırsanız, benim bir &quot;günlük ücretimin&quot; olması gerekir. &quot;2 gününüz 1 gün eder&quot; gibi kelime oyunları yapmak, dalga geçmekten başka bir şey değildir.
Sendikalaşmanın gerekliliğini vurgular o kadar. Yeteri kadar aşağılanmış olduğumuzu
düşünüyorum.
 
Bu emailinizi (sömürünüzü mü demeliydim bilemiyorum) ilgili bütün kurumlara iletip insanları kaç paraya nasıl çalıştırmak istediğinizi belgeleyeceğimden kuşkunuz olmasın. Belki bienal sırasında birileri gelip, çalıştırdığınız kişilere &quot;ne kadar ücret veriyorlar?&quot;
diye sorarak etkinliğin yönünü bile değiştirebilirler. 
 
Evet Brecht insan neyle yaşar diye sorar?

İnsan onuruna yaraşır bir biçimde
yaşaması gerekir diye de ekler değil mi?
En azından bu işe Brecht&#039;i
bulaştırmasaydınız. Yazık!
 
Diğer arkadaşları da bu işte çalışmayı
reddetmeye ve İKSV&#039;yi ve Bienali çeşitli iletişim kanalları aracılığıyla
protesto etmeye davet ediyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>2010 Istanbul Bienali&#8217;nin hazirlik surecinde bir sanat projesinde calismak yapmak icin yaptigimiz basvuru sonucunda  IKSV projede calismak icin secildigimizi bir mail ile iletti. Mailde belirtilen is kosullari su: Hergun 4lik calisma karsiligi 17,5 tl. Yani gunluk ucret 35 tl imis, 4 saat de yarim gun sayildigi icin 17,5 tl.. Saka gibi gelen bu maili aldiktan sonra icimizden biri asagidaki sahane maili IKSV&#8217;ye cevap olarak gonderdi&#8230; Cok cok iyi bir email! Sizlerle paylasmak istedim&#8230;</p>
<p>***<br />
 Merhaba,<br />
Ben çalışmaktan vazgeçtim.<br />
Sanırım en azından bir ya da birkaç<br />
kişiden bu yanıtı bekliyordunuz, çünkü 10 kişi ile çalışmak istediğinize karar vermiş olduğunuz ve bu mesajı 10 kişiye ilettiğiniz halde neden hala görüşmelerin sürdüğünü başka türlü açıklayamıyorum.</p>
<p>Gelelim vazgeçmemin asıl nedenine:</p>
<p>Evet ücretin çok olmayacağını bana söylemişti sanatçılar. Ancak bu kadarını beklemiyordum.</p>
<p>Şöyle anlatayım:<br />
Fındık toplamanın günlük işçi yövmiyesi 30 TL&#8217;dir.<br />
Zeytin toplayan köylülerin günlük ücreti20 TL, kadın ve çocuklarda 12 TL&#8217;dir.<br />
Ne kadar üzülüyoruz değil mi bu ücretlere?<br />
Ama sanırım siz değilsiniz üzülen? Ve bu kölelik düzenini değiştirmek isteyen&#8230;<br />
Bir de şöyle sorayım: Eve gelip 20 dakikada elektrik sorununuzu gideren elektrikçiye ne kadar para veriyorsunuz acaba?<br />
Belki size en yakın gelecek eşleştirme<br />
şudur: Leonard Cohen konserini orta karar bir yerden seyretmek için sizinle tam<br />
10 gün çalışmam gerekiyor. Düşünün, konsere ancak girebiliyorum bu parayla&#8230;</p>
<p>Asgari ücretten de düşük bir ücrete insanları -üstelik sanat üretiminin bir parçası<br />
olmaları için- köle gibi çalıştırmak istediğinizin farkında mısınız?<br />
Değeri bu mudur sanatın?<br />
İlgili sanatçıların eserlerinde işçi<br />
sömürüsü yapıldığından haberi var mı gerçekten?<br />
4,5 saat sanat icra edecek<br />
olan kişilere biçtiğiniz tutara bakın: 17,50 TL !!!<br />
Bu mudur sizin Brecht&#8217;ten anladığınız?<br />
Brecht, tek bir tane oyun kitabını alabilmem için sizin yanınızda 3 gün çalışmam<br />
gerektiğini bilseydi ne derdi acaba? Üşenmeyip, Mitos-Boyutu arayıp kitabın<br />
fiyatını sormaya ne dersiniz? </p>
<p>Ayrıca çalışma saatinin azalmasıyla ücretin düşmesi de nedir?<br />
Günlük iş, bir kişinin gününü başka bir işte çalışamayacak şekilde işgal etmek demektir.<br />
Yani benim 14:30-19:00 arası sizinle çalıştıktan sonra çıkıp başka bir işte çalışma ihtimalim nedir sizce?<br />
Yani bir saat bile çalıştırsanız, benim bir &#8220;günlük ücretimin&#8221; olması gerekir. &#8220;2 gününüz 1 gün eder&#8221; gibi kelime oyunları yapmak, dalga geçmekten başka bir şey değildir.<br />
Sendikalaşmanın gerekliliğini vurgular o kadar. Yeteri kadar aşağılanmış olduğumuzu<br />
düşünüyorum.</p>
<p>Bu emailinizi (sömürünüzü mü demeliydim bilemiyorum) ilgili bütün kurumlara iletip insanları kaç paraya nasıl çalıştırmak istediğinizi belgeleyeceğimden kuşkunuz olmasın. Belki bienal sırasında birileri gelip, çalıştırdığınız kişilere &#8220;ne kadar ücret veriyorlar?&#8221;<br />
diye sorarak etkinliğin yönünü bile değiştirebilirler. </p>
<p>Evet Brecht insan neyle yaşar diye sorar?</p>
<p>İnsan onuruna yaraşır bir biçimde<br />
yaşaması gerekir diye de ekler değil mi?<br />
En azından bu işe Brecht&#8217;i<br />
bulaştırmasaydınız. Yazık!</p>
<p>Diğer arkadaşları da bu işte çalışmayı<br />
reddetmeye ve İKSV&#8217;yi ve Bienali çeşitli iletişim kanalları aracılığıyla<br />
protesto etmeye davet ediyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Ömrümüz Yırtılır yazısına Oktay EMRE tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nevzatsus.wordpress.com/2009/10/18/omrumuz-yirtilir/#comment-33</link>
		<dc:creator>Oktay EMRE</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 2009 21:51:13 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nevzatsus.wordpress.com/?p=557#comment-33</guid>
		<description>&quot;Oysa kuşak olamayanların öyküsü bile kırık dökük ve sarsıntılarla dolu...&quot;
Diline sağlık demek kimi ahmak olunca, kimi zaman zorda kalınca deniliyor olsa gerek. Öyle değilse bile artık öyle.
Diline sağlık...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Oysa kuşak olamayanların öyküsü bile kırık dökük ve sarsıntılarla dolu&#8230;&#8221;<br />
Diline sağlık demek kimi ahmak olunca, kimi zaman zorda kalınca deniliyor olsa gerek. Öyle değilse bile artık öyle.<br />
Diline sağlık&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Boş Zaman Eğlencesi yazısına boş arsa tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nevzatsus.wordpress.com/2009/09/15/bos-zaman-eglencesi/#comment-30</link>
		<dc:creator>boş arsa</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2009 07:36:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nevzatsus.wordpress.com/?p=505#comment-30</guid>
		<description>Avrupalı &#039;enteller&#039; çok özel davetlerde tarantula, hamam böceği, kurtçuk, civciv falan yiyolar ağızlarını şapırdatarak...

Ama bu menüler kimi  ilkel toplulukların ve dahi toplumların kaçınılmaz protein kaynağı...

dün neyşınıl ceografik&#039;de seyrettim...</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupalı &#8216;enteller&#8217; çok özel davetlerde tarantula, hamam böceği, kurtçuk, civciv falan yiyolar ağızlarını şapırdatarak&#8230;</p>
<p>Ama bu menüler kimi  ilkel toplulukların ve dahi toplumların kaçınılmaz protein kaynağı&#8230;</p>
<p>dün neyşınıl ceografik&#8217;de seyrettim&#8230;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ŞÖÖN&#8230; ŞÖÖN&#8230; yazısına alas tarafından yapılan yorumlar</title>
		<link>http://nevzatsus.wordpress.com/2009/09/05/soon-soon/#comment-28</link>
		<dc:creator>alas</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2009 21:02:57 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://nevzatsus.wordpress.com/?p=465#comment-28</guid>
		<description>pastırma gibi ezildiler o işçileri almanyalarda.. 
bu konuyu fazla okumuyorz artık, ne güzel siz ele almışsınız. teşekkürler..</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>pastırma gibi ezildiler o işçileri almanyalarda..<br />
bu konuyu fazla okumuyorz artık, ne güzel siz ele almışsınız. teşekkürler..</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
