SAMİMİ SAMİM’İN AKIL ALMAZ MACERALARI 4
Hayatta en sevdiğim şeylerden biri Kahvaltı yapmaktır. Bildiğiniz gibi Kahvaltı deyince, erken saatlerde uyanmak ve güne başlamak gelir. Eee ne demişler, “erken uyanan, çok yol alır.” Ben de bunu kendime ilke edinmişimdir her zaman. İnsan ilkelerinden ve hoşlandığı şeylerden taviz vermemelidir. Yoksa hayat zindan olabilir. Her gün olduğu gibi, bu gün yine erkenden uyanıp bir güzel kahvaltımı yaptım. Gerçi kahvaltı sofrasında pek bir şeycikler yoktu ama olsun. Zaten sabahları fazla yememek gerek. Yoksa şişkinlik yapar maazallah, benim gibi işi sokaklarda olan biri için sorun yaratabilir. Zinde olmak gerek, ne demişler “işleyen demir ışıldar.” Kahvaltı diyordum evet, bir parça ekmek ve 4 adet zeytin. Zeytin deyip geçmeyin, kalorisi çok yüksektir namussuzun. Gerçi şimdi fazla üretilemiyor çünkü psikobirlik kota koyuyor, böylelikle köylülerin psikolojisi bozuluyor ve varolan zeytini de yollara döküyorlar, ardından arz olmayınca ne oluyor? Fiyatlar fırlayıveriyor, halk da fırfıra dönüyor. Aman şimdi siyaset yaparak efelenmeyelim yoksa küle çevirirler adamı; eee ne demişler “komşu komşunun külüne muhtaç.”
Oh işte öğlen oldu. Hayatta en çok sevdiğim şeylerden bir tanesi de öğlen uykusuna yatmaktır. Bir iyi geliyor, bir iyi geliyor ki sormayın. İspanyollar boşuna üç F dememişler, fiyesta… Adamlar, yani Avrupalılar neyin ne zaman yapılacağını çok iyi bilirler. Öğlen uykusu ne zaman uyunur hep bunları bizler Avrupalıdan öğreniriz. Eee ne demişler, “Garplıya uyku gark olurmuş.” Neyse efendim Şarklıyı Garplıyı bir kenara bırakalım da işimize bakalım. Evet gerçekten işimize bakalım. Aylardır işsizim ki bir Allah’ın kulu “Gel kardeşim şu işin ucundan tut da nafakan çıksın” demiyor. Demez tabi bura İstanbul… Eee ne demişler, “iş bilenin kılıç kuşananın.”
Haa onu diyorum, iş bulmaya çıkmalıyım ama dediğim gibi, öğlen oldu ve bu sıcakta iş aranmaz. Güneş en dik açıdan dünyamıza hücum eyliyor ki, başımıza güneş geçerse ne olur? Amboli oluruz alimallah. Sonra ayıkla pirincin taşını. Ayhan Işık da öyle cartayı çekmemiş mi, Adam sette çalışırken başına güneş geçmiş. Eeee ne demişler, “sıcağa kar mı dayanır?” Dayanmaz billâhi. Şöyle ikindi olsun da, iş aramaya çıkarım gayri.
Amaaaan ikindi oldu işte, bu saatten sonra kim yollara düşecek, onun bunun kapısına git, “pardon sizde iş var mıydı acaba?” Adam zaten sabahtan beri çalışıyor, başına güneş geçmiş, ikindi olunca da akşam olsa da yatsak uyusak diye geviş getiriyor, Beni de kapıda görünce cinleri tepesine çıkacak.
Ben de cızlamı çekip kaçacağım. Yok, arkadaş, ben bu patron milletinin kahrını çekemem, hepsi aynı şeyin şeyi… Patron işte, “para parayı çeker” dememişler boşuna, eee ne demişler, “pekmez gibi malın olsun, Antakya’dan sinek gelir.” Neyse yine siyasete giriyor bu söylediklerim, fazla efelenmeyelim yoksa küle çevirirler adamı.
Off Off… İşte akşam oldu, ormancının türküsü başlar birazdan, ben yine iş aramaya çıkamadım. Azmettim sebat ettim erkenden uyandım ama olmadı. Eeee ne demişler “olmayınca olmaz.” Şimdi akşam olunca iş görüşmesi felan da olmaz. “git kardeşim sabah gel” derler. Ne yapsak ki? Ulan bendeki de ne şans be akşam oldu! Eeee ne demişler, “Ağustosta suya girsem balta kesmez buz olur”
Ama bir çıkıp bakabilirim, Fakat o da ne! Gece oldu! Bu saate sokağa çıkılmaz ki, Sokaklar şimdi ali kıran baş kesenle doludur. Maazallah yerler beni; boşuna dememişler “gece silahlı gündüz külahlı” diye. En iyisi oturup yıldızları izleyeyim, Zira onlar ancak parıltılarıyla neşe saçarlar hayatımıza, düşüncelere daldırırlar bizi. Yoksa neyleyim baharı, kışı… Amaaann ne demişler, “Ne Şam’ın şekeri, ne Arab’ın yoğurdu.” Uykum da geldi, Şimdi kim gidecek yatak odasına uyumaya, ben en iyisi şu kanepeye kıvrılıp uyuyayım.
Eeee boşuna dememişler, “Gâvurun tembeli keşiş, Müslüman’ın tembeli derviş olurmuş” diye…
2006
Daha önce Sanat Cephesi’nde yayınlanmıştır
Nevzat SÜS
Henüz Yorum Yok
Henüz yorum yapılmamış.
Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI
Yorum yapın
