EROTİK SHOP

SAMİMİ  SAMİM’İN  AKIL  ALMAZ  MACERALARI 3

Sevgili cimcimelerim size bu ay çok önemli bir hususta sesleneceğim. Samimi olmak gerekirse, içinden çıkılmaz durumlarda elimizin altında olması gereken kimi nesnelerden. (Yani elimizin altındaki teklediği durumlarında.)  Biliyorsunuz son yıllarda çarşılarda, çeşitli apartman dairelerinde pırtlak gibi Erotik Shop’lar ortaya çıktı. Burada hem kadınlara hem de erkeklere hitap eden çeşitli mühimmatlar vardır. (Şimdi bana aparatları saydırmayın zira poşete girmek istemeyiz.)  Kuytu, salaş mekânlarda bu tip ürünler alıcı buluyor mu bilmem ama bizim Türk erkeğinin övündüğü tek yer olan bu “işle” ilgili o kadar çok ürünün pazar bulması düşündürücü sevgili cimcimelerim. Örneğin baklava ya da kebabı Haşhaşiler, Romalılar, Brezilyalılar yapınca yaygara çıkıyor; “vay efendim baklava bizim aburcuburumuzdur”. Erotk Shop’lara gelince hiç kimse “Vay efendim bizim gibi erkek dünyada bulunmaz neden böyle yerler açıyorlar” diye söylenmiyor. Üstelik kimilerinin hayatı, her şeyi bacaklarının arasındaki olan bir yerde yaşıyorsanız. Yani bir baklava kadar değeri yok mu bunun! Kahvede bir arkadaşım söylemişti, “ticaret yapıyorsan hedef kitlen her zaman salaklar olmalı” diye. Ah… Esasen cinsel devrimin, karşı devrimciler tarafından sabote edilmesiyle ilgili bir durumdur bu.

Neyse efendim, samimi olayım ve neden bu konuyu açtığımı yazayım. Yine işsiz olduğum geçen hafta, yolda beynimdeki tilkilerin kuyruklarını birbirine değdirmeye çalışırken, elime küçücük ama içinde neredeyse bir hazine olan bir kâğıt parçası tutuşturdular. Evet, tahmin ettiğiniz gibi bir Erotik Shop reklâm kâğıdı. Küçücük kâğıtta neler yok ki? Ühhhüüüü….  Üstünde aynen şöyle yazıyor; “yıldızlı gecelerde, yatağınızda kuduracaksınız” yahu kudurmuş âlem, bunlarla bitmiyor tabi, yanında eros figürleri, kalpler, çeşitli aparat fotoğrafları falan ve asıl şu cümle dikkatimi çekti sevgili cimcimelerim, “aşk fışkıran gecelerinize ortak olmak istiyoruz” E çüş yani… Para ve cinsellik üzerine kurulan bir ülkenin garip ama gerçek tezahürü.  Yıllar önce babamla yaşadığım anı aklıma geldi ki, akıllara zarar. Çabucak anlatıyorum cimcimelerim çatlamayın, aşağıda…

Babam yıllarca bekâr yaşadıktan sonra, bir ara beni evlendirin diye tutturdu. Gelip gidip bana evlenecek eli yüzü düzgün, terbiye almış, etliye sütlüye karışmayan, genç, güzel bir kız bulun diye yalvarır oldu. Babamda o vakitler yaklaşık olarak altmış yaşına yeni basmış gencecik bir yaşlı adam. Ama görseniz diri, eli ayağı tutan biri, öyle pörsümüş değil. Durmadan genç olsun haa… diyip duruyor. Ben de pek takmıyorum, bir dönemdir herhalde, tamam baba bakarız diye geçiştiriyorum. Başka bir gün geliyor, ne oldu Samim buldun mu? Benim aklım orda olmadığından, neyi baba? Küfrederek, kükreyerek, Neyi olacak kızı! Yalnız “kızı” derken nidasında şöyle bir incelme olmuyor mu öldürüyor beni sevgili ve de saygıdeğer cimcimelerim. Eh babam artık dayanamayıp duvarlara tırmanmaya, yoldan gelip geçenlerin arkasından süzülmeye başlayınca, ailenin ileri gelenleriyle bir araya gelerek kararı verdik; babamızı evlendiriyoruz…

Öyle hadi evlen demekle olmuyor bu işler; kadını, amaaann, kızı bulacaksın, altmış yaşında bir adamla evlendirmeye ikna edeceksin, ohhooo uzun iş. Neyse bari uzatmayayım biz birini bulduk, tanıştırdık genç âşıkları… Ama babam huysuz, bu kadını istemem bu çok yaşlı diye tutturmaz mı? Kadın da otuz beş yaşında. Ya baba yapma, etme, eyleme dedikse de dinletemedik. Kendisi illa genç birini istiyormuş. Makyaj yapan, giyinmesini bilen, kendine bakan birini. Tan gazetesinde gördüğüm hatunlardan demez mi? Neyse doluya koyduk, boşa koyduk bir kitabına uydurduk, babamı, davullu-zurnalı, çalgılı-çengili everdik. Kız mı sevgili cimcimelerim? Ha o fena değil, arada bir babamı boynuzlayacak, bakkalla-çakkalla kırıştıracak, yatacak-kalkacak ama gülü seven dikenine katlanacak. Biraz orda, biraz şunda, biraz da buralarda, öyle işte…

Aradan biraz vakit geçti, babam kapıma dayandı; bana şey getir. Anlamadım önce, Sprey mi ne varmış, dedi. Yahu baba sen nerden duydun bunu, annen söyledi demez mi?  Çüş yani baba dedim. Evet evet kuşu öttürüyormuş, çüş desen bile durmuyormuşsun. Ben o zamanlar büyük grostonluk gemilerde ikinci çarkçıbaşı olarak çalışıyordum. O ülke senin bu ülke benim dolaşıp duruyordum sevgili cimcimelerim. Babamı teneşir paklamayınca bu yaştan sonra, böyle şeyler sipariş etmeye başladı bana. Her sefere çıkıp döndüğümde kapıma dayanıp, ne oldu getirdin mi emaneti diye zırlıyordu. Ben de her seferinde tabi ki getirmiyordum, olur mu öyle şey ben utanırım öyle şeyler almaya. Yani ne diyeceğim sevgili cimcimelerim, lütfen bana bir atom bombası mı? Babam azdı da! Ya da öttüren fıs fıs alabilir miyim?..  Olmaz hayatta yapamam. Ama babam yapar, yani benim ağzımın orta yerine yapar. Her seferinde bir şekilde babamı oyalıyordum ama o da dayanamıyordu, hatta beni evlatlıktan ret bile etmeye kalktı.  Ulan Samim böyle kıl tüy işler hep seni mi bulacak? Sen ne zaman huzurlu bir hayat yaşayacaksın?

Sonra yine seferden döndüğüm bir gün, babam, yurtdışından sivrisinekler için aldığım spreyi bulmaz mı çantamda. Sen onu bir güzel al, sonra da malum yerine sık, pııssss diye. Cazır cazır yanmasın mı?  Evde uyurken babamın sesini ta dışarıdan duydum, hemen pencereye çıkıp baktım, babamın bir eli malum yerinde, öteki elinde de sivrisinek spreyi bağırıyor; anamı belledin samiiimmm… Anamı belledin samiiimmm… Ve içinde kendisini de ilgilendiren küfürlerle bana doğru koşarken, erkekliğin yüzde doksanı kaçmaktır diyerek topukladım oradan. Ha erkekliğin demişken babamın şeyini de bir dizi ameliyatla hallettirdik. Allah sizi inandırsın daha iyi oldu. Eh bazen rektefe gerekir motora öyle değil mi cimcimelerim?

Aslen bu ülkenin cinsel devrimini daha yaşamadığını “falan-filan” yazacaktım entelektüel (höpür höpür) ağız doluluğuyla, ama olmadı, böyle bir sonuca vardım şimdilik. Ama cinsellikten sadece yatağı düşünenlerin çıkaracağı en önemli husus, sanırım öyle her elinde bulduğunu şeyine sıkmayacaksın ya da sürmeyeceksin olabilir. Ama isterseniz siz yine de bu Erotik Shop’lardan şişme-şişirme malzemelerden alabilirsiniz, buna bir şey diyemem. Zira cinsel devrim öyle bir devrimdir ki, başka devrimlere benzemez. Eeee artık neyime ders al neyime ders alma diyerek aziz ustayı da anarak bitirelim bu anlamlı sayıyı.

2006

Daha önce Sanat Cephesi’nde yayınlanmıştır.

Nevzat Süs

Halis, Ebuturp, Zilciyan, Abdülbasit, F.Kerim, Kaan, Abdülmülayim mektuplarınızı aldım sağ olun. Ayrıca tüm hayranlarımı hafta sonu Çemişgezek Dayanar’a imza günüme bekliyorum. Dayanın kapıya.

Henüz Yorum Yok

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI

Yorum yapın