
Martılar aç karınlarını doyuracaklar birazdan, saldırıyorlar kıyıya vurmuş arsız balıklara. ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA… Sonra oturup kayalıklara, gülümseyecekler bize, ‘Hayat zor!’ diyecekler yorgun ellerimize bakıp.
İşçiler, martılara aldırış etmeden uyandılar çoktan. Kendilerini bekleyen minibüslere, otobüslere koşuyorlar yüreklerini sağa sola saçarak. Onlar; ülkenin tüm değerlerini yaratan insanlar, birazdan 12 saatlik bir çalışma zulmüne girecekler.
Yaz ortası, okullar tatilde. Çocuklar; eve ekmek getirsin diye ustanın yanına verilenler de koşturacaklar işe. Minik yüreklerini onlar da saçacak, bilmelisiniz. Vaktinde işbaşı yapsalar bile nedenini kimselerin bilmediği bir tokat yiyecekler yine de. Sonra ustaya kahve söylemeye gidecekler boylarından büyük telaşlarıyla…
Kahveci de sıcak yatağında bırakıp kömür gözlü karısını, erkenden gelmiş olacaktır ocağa. Çay için kazanı yakması, suyu ısıtması gerekir, ama aklı karısında. Yüreğini döke taşıra çaylar taşıyacaktır terziye, ayakkabıcıya, marangoza…
Kahvecinin kömür gözlü karısı, hiçbir sabah uykuya doymamış gözleriyle yatağından kalkacak; bebesi ve hanımının bebekleri beklemektedir onu. İdris bebenin kahvaltı saati… Ama evde yiyecek ne vardı ki? Kucağında bebesiyle temizliğe gidecek yarı aç yarı tok. Kömür gözlünün hanımı çocuğunu İdris’le oynatmayacaktır, ‘bulaşmasın fakirliği’ diye… İdris geçiştirilen kahvaltılar sonunda elbette büyüyecek. Büyüyüp delikanlı olduğunda da babasıyla çay ocağında yapacaktır kısa kahvaltılarını.
İdris’ e arkadaş olmayan hanımın çocuğu da büyüyecek. Çaycıda askıcı olmayacak, biline! Belki işadamı olup bu döngünün en tepesinde, aklını her türlü şeytanlığa çalıştıran bir bey olacaktır o da, annesi-babası gibi.
Zaman akacak ve bir gün hanımın çocuğu da ölecek, tepesinde ağaçlar gözyaşı dökecek. Ağaçlar ağlayacak, altında yatan bey için değil, bu döngüye karşı ellerinden bir şey gelmediği için.
Nevzat Süs
Henüz Yorum Yok
Henüz yorum yapılmamış.
Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI
Yorum yapın
