KARINCA

caddeAynaya baktı karıca. Morarmıştı gözaltları yorgunluktan, çalışmaktan. Bu âlemin en hızlısıydı kimse şüphe etmez buna. Döndü çıktı yuvasından. Koca ayaklı insanların arasında yürümeye başladı yapayalnız. Sokak sokak yürüyüp geçerken az kalsın biri basacaktı üstüne. “Bok yoluna gitmek diye buna denir” diye söylendi.

Az ilerde kirli sakallı, saçları geriye doğru jöleyle taranmış bir adam, kadının birini saçlarından tutup, evire çevire dövüyordu. Yaklaşmadı karınca ne olur ne olmaz diye uzaktan izlemeyi tercih etti. Zaten bir karınca kadar canı vardı. Adam kadına tokat attıkça, kadın yaygarayı basıyordu. Buna daha fazla sinirlenen adam daha bir hınçla saldırıyordu kadına. Karınca gidip adama “ulan bizim hayvan âleminde kimse birbirine yapmaz bunu” diyecekti ki, vazgeçti. İyi ki de vazgeçmiş, ne oldu ne bitti anlamadan kadın ağzından sızan kanı temizleyip, adamla barıştı. Sarıldılar, adam az önce saçlarıyla yerden yere vurduğu kadının saçlarını okşamaya başladı. Neyse ki olay daha da büyümeden yatışmıştı. Karınca olanları şaşkınlıkla izlerken gözü trafik lambalarında duran arabalara takılmıştı çoktan. Onun için hayat akmaya devam ediyordu.

Bir taraftan işe yetişmeye çalışırken karınca, öbür taraftan da canından olmamalıydı. Bir kaza olur arabanın ya da bir dallamanın ayaklarının altında kalabilirdi. Doğrusu bu ya karıncaların yaşamı zor oluyor.

Karınca hızlı adımlarla çalıştığı yere vardı. Patronu önce bağırıp çağırdı birkaç posta, sonra nerede kaldığını sordu. Karınca “yolda bir kavgaya şahit oldum desem mi acaba” diye geçirdi içinden. Demedi.

Patron bağırdı, yırtındı, karınca biraz süklüm püklüm dinledi onu. Bir süre sonra da işinin başına geçmesini yine avazı çıktığı kadar bağırarak söyledi patronu. Karınca çaresiz işinin başına, bok yoluna geçmeyi daha akıllıca buldu.

Nevzat Süs

Henüz Yorum Yok

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI

Yorum yapın