İSTANBUL
DEĞİŞİM ATÖLYESİ OYUNCULARI
Kanıksıyoruz… Kanıksadıkça kendi benliğimizi yitirip, toplum yaşamından uzaklaşıyoruz. Düşünmüyoruz… Bize sunulan eğlence dünyasının birer nesnesi haline gelip, olan bitene ses çıkarmıyoruz. İrademiz elimizden alındığı oranda uluslararası tekeller zenginleşiyor. Susuyoruz ve korkuyoruz… Üzülmek, ağıt yakmak Filistinli bebeklerin kanları üzerlerine sıçrayan först leydi’lere düşmez. Görüyoruz ve susuyoruz. Sokaklarda kefenli bebek ölülerini görüyoruz ve yolumuza devam ediyoruz.
Bize biçtikleri kültürel ortam, parayla satın alınmış, soysuzlaştırılmıştır.
Her gün tv’nin soğuk camında çocuk ölüleri görüyoruz. Şükrediyoruz bir taraftan “bizim çocuklarımız öldürülmüyor” diye.
Siz tam şükrederken, tam kanıksarken biz sokağa çıkıyoruz. Kefenli bebek ölülerini aranıza, siz işe giderken, alışverişten dönerken, sevgilinizle buluşmaya giderken, otobüs beklerken, vitrinlere bakarken çıkarıyoruz. Kiminiz yüz çeviriyor kiminiz anlamaya çalışıyorsunuz yanınızdan gelip geçeni.
Sanatın iradesini her türlü elit zırvalıktan çıkartıp, aranızda dolaşıyoruz. Biz sizi görüyoruz, Filistin’de ölmüş bedenler de bizimle beraber ve onlar da sizi görüyor. Peki siz bizi görüyor musunuz?
Fotoğraflar: Nazım Serhat Fırat
2 Yorum
Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI
Yorum yapın

Merhaba,
Söze gerek yok aslında fotoğraf karelerindeki yüzler anlatıyor. Önüne konulan ile yetinen bir toplumda düşünmeye zorlamak güç bir iş. Belki de gerçekleşmeyecek bir düş. Herşeye inat çabanıziçin kutluyorum sizi. Bu olayı müslüman yahudi olayından çıkartıp gerçek bir insanlık dramı olarak algılayabilsek o zaman farklı bir dünyaya yüzümüzü dönmüş oluruz.
İçim kan ağladı.
Çok etkilendim.
Göz yaşlarımı tutamıyorum.
Gördüğüm en anlamlı eylemlerden biriydi.
Eylemi yapanlar, fotoğraflar ve tabi o içli ses, oraların yanıklığı…
İyi ki varsınız.