Son dönemlerde tiyatro dünyası tahmin edilen hareketlilikler yaşıyor. Sanatla bir alıp veremediği olan iktidar, kendisine yakışacak biçimde davranıyor ve zaman zaman “bu tiyatrocular çok olmaya başladı” gibi söylemlerle bunu açıkça dillendiriyor. Herhangi bir yönetim mekanizmasının bağnazlıkla bağı olmaya görsün, kendisini öylesine açığa çıkarıyor ki şaşırmak bile saflık oluyor neredeyse.
Şaşırmadan devam edelim; iktidarda olanlar bazı durumlarda örneğin şöyle bir şey yapabilir, demokrat-solcu diye bilinen bir yönetmeni İBŞT’nin başına atayabilir. Siyasette buna taktik diyebilirsiniz. Sözüm ona sol ile dirsek temasına girip, araya türbanı sıkıştırabilir. Oysa iktidarın bu biçimde siyasi manevralara ihtiyacı yoktur, çünkü onların sol olarak adlandırdığı çevre zaten türbanı eline yüzüne bulaştırmıştır. “Türkiye’ye doğru karanlığı göreceksiniz sakın şaşırmayın.”
Demokrat genel sanat yönetmenimiz, ihale konusunda duruma hemen müdahale ettiğini sanıyor ve “böyle bir şey olmayacak” diyor. Esiyor, gürlüyor… Fakat iktidar taş üstünde taş bırakmamakta karalı olacak ki, şehir tiyatrosunda görev alacak 168 sanatçının ve teknik kadronun ihalesini büyük şehir belediyesinin Merter’deki ek binasında gerçekleştiriyor. İhale başbakanın belediye başkanıyken kurduğu “kültür A.Ş.’ye” kalıyor. Genel sanat yönetmenimiz ne yapıyor? Okey dönüyor olmalı(!) bir gün ihale ona da kalacak sakın şaşırmayın… Belediye hizmette sınır tanımıyor, her şey İstanbul’lular için, sanatçıları vasıfsız işçi kadrosuna alıyor. Sanat yönetmenimiz yine esip gürlüyor, safdilliğe devam ediyor: “kazma-küreğe onlardan önce ben giderim” İBŞT’de sahnelenecek yeni oyunun adı “Ali Cengiz” olmalı(!) Başrollerde sanat yönetmeni, alkışlayacak izleyici de çok olduğuna göre kapı baca kıracaktır.
Bütün bu “ne olacak bu tiyatronun hali” yakınmaları sürerken İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi (ÖKM), merkezi bir kararla kapatılıyor. Fakat iktidar her kesimle barışık olduğu için çok göze batmıyor, demokratlar ÖKM’yi feda edebilir, nasıl olsa İBŞT’nin başına bir ilericiyi getirdiler. Zaten iktidarla bu denli uğraşmamak lazım, onlar her şeyin iyisini bilirler, görevden alınacakları da atayacakları da çok iyi bilirler. Bir de ÖKM konusunu açıp baş ağrıtmayalım. Neme lazım belki Ali Cengiz oyununun izleyicilerinden birileri çok kritik görevlere atanırlar. Sakın şaşırmayın…
Bir başka komedi de Rize’de gerçekleşti aynı süreçte. Burada da başrollerde sayın vali hazretleri vardı. Tarihe geçecek replikleri bir bir sıraladı tek nefeste: “herkes fikrini söylemekte özgürdür, ama siyasi mesaj vermemek kaydıyla.” Tamam, doğru, herkes fikrini söylesin, ama yemek tarifi düzeyini geçmesin. Vali ‘fikir’den ne anlıyor diye soruyor insan kendine? Bir şey anlamadığı sonucu çıkarabiliriz, ama asla bunu söyleyemeyiz, ya ağzımızdan siyasi bir şey çıkarsa? Bakın oyuncuların ağzından; başbakan ABD’den korkuyor diye bir replik çıktı, hemen soruşturma açıldı. Neyse ki vali hazretleri; fikir, özgürlük, siyaset, mesaj konularında bizleri aydınlattı da aklımız yerine geldi. Söylemeye çalıştığı asla sansür vb. değildir. Neden şaşırıyorsunuz ki?
Bu konuyla bağlantılı olarak Isparta belediye başkanını Rize valisine şikâyet etmek yerinde olacak sanırım. Isparta’nın akp’li belediye başkanı çocuklara sömestr tatilinde karne hediyesi olarak said-i nursi propagandası içeren kitaplar dağıtıyormuş. Beş bin adet basılan bu kitapların tertemiz çocuk beyinlerini iğdiş edeceğini, örümcek kafalı bireyler haline getireceğini düşünmeyin sakın. Kültür sanat dostu iktidar ve yerel yönetimler -siyasi mesaj vermemek kaydıyla- bakın ne güzel hizmetlerde bulunuyorlar(!) Toplumun her kesimini kapsayarak vıcıklanmış ilişkilerini nasıl da genişletiyorlar. Taassup normlarının yelpazesi öylesine geniş ki mideleri hepsini kaldırabiliyor; bir tarafta ABD öbür tarafta AB, sanat ve sermaye kol kola girmiş yürüyorlar diyesim geliyor, fakat onuruyla kendini hiçbir iktidar ilişkisine bulaştırmadan sanatlarını icra edenlere haksızlık etmekten korkuyorum.
Her yerde sanatçıların mal gibi ihale usulü alınıp satıldığı bir ülke oluyoruz,
sakın şaşırmayın…
Gericiler ve düzenbazlar sahnedeler bunları görünce,
sakın şaşırmayın…
Bağnazlar her gün yeni icatlarıyla halkımızın zihinlerini köreltmeye devam ediyorlar,
sakın şaşırmayın…
Kara cüppeli ve kara çarşaflı insanların yaşadığı bir ülke haline getirildiğimizde,
sakın şaşırmayın…
İnsani değerlerin parça parça yıkıldığını şimdi göremeseniz de bir gün gördüğünüzde,
sakın şaşırmayın…
Bir gün uyandığınızda yatağınızdan aynanın karşısına geçip kendinizi göremediğinizde,
sakın şaşırmayın…
Nevzat Süs
Henüz Yorum Yok
Henüz yorum yapılmamış.
Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI
Yorum yapın
