ELLERİNİZE VE YALANA DAİR *

Kuşatma alabildiğince büyük bir hızla çevremizi sarmaya devam ediyor… AKM ve Harbiye Muhsin Ertuğrul sahnesini yıkmaya çalışıyorlar. Burada yıkılan sadece Tiyatrolarımız değil, yıkılan ve çözülen Türkiye cumhuriyeti devletidir.

64. madenin anayasadan kaldırılması sokaktaki insanın ne kadar gündeminde? Ya da şöyle mi demeliyiz, “tamam siz anayasayı değiştirin ama 64. maddeyi çıkarmayın.” 80 sonrası başlayan ve 90’lı yıllarda hız verilen askerlerin müdahalesiyle restorasyon dönemini geçiren ülke, bugün dünden daha çok liberalizmin yakan yıkan ellerine teslim edilmiştir. İktidar görevini layıkıyla yerine getiriyor, AB’yi oluşturan üç-beş sermaye sahibinin dümen suyuna giderek, halkımıza reva görülen bu günkü hayatı zorla yaşatıyorlar. Lafı dolandırmaya gerek yok; ülkemizin kamu mallarını satanlar, Avrupa Birliğinin sözde demokrat ellerine teslim edenler, savaş tezkeresi çıkaranlar düpedüz haindirler. Peki, 64. madde bu hainlerin ne kadar gündeminde? Kimden ne istiyoruz? 64 tane ayrı ayrı “sanatı ve sanatçıyı koruyan” madde ekleseler anayasalarına ne çıkar?

Sadece Tiyatrolarımız yıkılmıyor, yıkılan ve çözülen Türkiye cumhuriyeti devletidir. Çağlayan’da yaygara çıkaranlar mı sahip çıkacak cumhuriyete? Onlar şu an pusuya yatmış, iç hesapların kulislerinde çene çalmakla meşguller. Bu sefer burunlarını sokmuyorlar. Nedeni açıktır; cumhuriyetin tasfiyesi, bağlı bulundukları sermaye sınıfı tarafından da desteklenmektedir.

Liberalizm dört koldan saldırırken, bir yandan cumhurbaşkanını halk seçmeli safsatasıyla insanımızı oyalarken, Kuzey Irak’a sınır ötesi operasyonunun önünü açacak komplolar düzenliyorlar. Sokak başlarında faşistler kanlı elleriyle naralar atarak gelişigüzel halka saldırıyor, sınır ötesi harekâtın meşrulaşmasına ön ayak oluyorlar. Oysa meşrulaştırmaya çalıştıkları tek gerçek ABD ile kurdukları ilişki ve bu ilişkinin sonucunda orta doğuda daha fazla kan dökülmesidir… Yarın Türkiye Cumhuriyeti ABD ile birlikte İran’a girebilir. Bush petrol hesabı yapıyorken, peki Anadolu’da yaşayan halklara ne düşer? Yine açlık yine gözyaşı…

AKM’den ve Muhsin Ertuğrul sahnesinden söz ederken, tiyatroyla ne alakası var değil mi söz ettiklerimizin? Peki bu tablo tiyatro sanatına içkin değil midir? Tiyatro sanatçıları sistemli yok oluşa dair ne söyleyeceklerini iyi bilmelidirler. Devrin oyalama devri olduğunu hesaba katarsak, sanatçıların sanatlarından gelen gerçek güçlerini ortaya koyabilmeleri ancak kendilerine olan güvenleri tazelendiğinde gerçekleşir. 26 Mart’ta AKM önünde sanatçılar haykırarak bu güçlerini göstermişlerdir. Yıkıma dur demenin birinci devresini kazanmışlardır. Şimdi 4 Kasım’da talancılara karşı ikinci devre başlıyor. Buradan Sanatçıların alnının akıyla çıkması demek, liberalizmin ülkemize ve emekçilerin üzerine kurduğu derin hesaplara dur demek olacaktır. AKM’nin ve Muhsin Ertuğrul sahnesinin yıkılması, bir ülkenin kültür hayatının topyekûn değiştirilmesi demektir. Sadece kültürel mirasın korunması açısından değil, yerine konacak olanın tamamen sermaye kriterlerinden ortaya çıkmış olmasından.

Bugün iktidarın elleri kanlıdır ve bunu tüm halkımızla ortaklaştırarak sıvışmanın yolunu aramaktadır. Bugün iktidar; yalanlarını halkımıza yutturarak kendilerini beslemenin yolunu aramaktadır. Onların kanlı ellerini de yalanlarını da biliyoruz. Bu ülkenin halkına, emekçisine, aydınına, sanatçısına düşen sorumluluk ise kendi kimliklerinden ve varoluşlarından gelen sorumluluğu yerine getirmektir. Kapitalizmin uşağı iktidarı alaşağı edip, yerine emekçilerin iktidarını kurmaktır.

* Nâzım Hikmet “Ellerinize ve yalana dair”

Nevzat SÜS

Henüz Yorum Yok

Henüz yorum yapılmamış.

Yorumlar RSS Geri İzleme Tanımlayıcısı URI

Yorum yapın